<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>SAĞLIK - guneydogubolgehaber.com</title>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/saglik/</link>
<description>sağlık ile ilgili güncel haberler</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.guneydogubolgehaber.com</copyright>
<image>
<title>https://www.guneydogubolgehaber.com</title>
<url>
https://www.guneydogubolgehaber.com/images/genel/WhatsAppZImageZ2026-01-01ZatZ21.48.49.jpeg
</url>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>ÇOCUKLARDA EPİLEPSİ: BELİRTİLERİ, TEDAVİSİ VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/cocuklarda-epilepsi-belirtileri-tedavisi-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler.jpg" width="250"><br><p>ÇOCUKLARDA EPİLEPSİ: BELİRTİLERİ, TEDAVİSİ VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER<br />
Epilepsi, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen nörolojik bir hastalık olup, özellikle çocuklar arasında yaygın bir sağlık sorunu teşkil etmektedir. Epilepsi, beyin hücrelerinin anormal ve kontrolsüz elektriksel aktiviteleri sonucu nöbetlerin ortaya çıkmasına yol açar. Bu nöbetler, farklı şekillerde kendini gösterir ve çeşitli belirtilerle seyredebilir.<br />
Epilepsi Nedir?<br />
Epilepsi, beyin hücrelerinin ani ve düzensiz elektriksel aktivitesi nedeniyle nöbetlerin meydana geldiği bir hastalıktır. Nöbetler; vücudun çeşitli bölgelerinde kasılmalar, bilinç kaybı, ani hareketler ve duyu değişiklikleri gibi farklı semptomlarla kendini gösterebilir. Epilepsi, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilse de çocukluk döneminde daha sık görülür.<br />
Çocuklarda Epilepsi Belirtileri<br />
Çocuklarda epilepsi belirtileri, yaşa, nöbet türüne ve nöbetlerin şiddetine göre farklılık gösterebilir. En yaygın epilepsi türleri ve belirtileri şunlardır:<br />
Genel Nöbetler (Grand Mal): Vücutta yaygın kasılmalar, bilinç kaybı ve gözlerde kasılma görülür.<br />
Auralar veya Basit Nöbetler: Bilinç kaybı olmadan duyusal veya görsel algı değişiklikleri yaşanır.<br />
Absans Nöbetleri: Kısa süreli dalma, boş bakma ve çevreyle ilişkinin kesilmesiyle karakterizedir.<br />
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, çocuklarda nöbetlerin genellikle 3–5 yaş arasında başladığını, ancak bazı epilepsi türlerinin doğuştan da görülebileceğini belirtiyor. Epilepsiye neden olan faktörler arasında genetik yatkınlık, doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar, kafa travmaları, beyin enfeksiyonları ve beyin yapısındaki anormallikler yer almaktadır. Bazı vakalarda ise epilepsinin nedeni kesin olarak belirlenememektedir. Prof. Dr. Sedat Işıkay, doğru tanının tedavinin başarısında kritik rol oynadığını vurgulamaktadır.<br />
Epilepsi Tanısı ve Tedavi Süreci<br />
Epilepsi tanısı için ayrıntılı hasta öyküsü alınır, nörolojik muayene yapılır ve EEG testi ile beyin dalgaları değerlendirilir. Gerekli durumlarda MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılır.<br />
Çocuklarda epilepsi tedavisinde en sık başvurulan yöntem antiepileptik ilaçlardır. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, tedavide düzenli ilaç kullanımının büyük önem taşıdığını belirterek şunları söylüyor:<br />
“Her çocuk farklıdır ve tedavi planı çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir. İlaçların doğru dozda ve düzenli kullanılması, nöbetlerin kontrol altına alınmasında belirleyici rol oynar.”<br />
Bazı özel durumlarda cerrahi tedavi veya özel diyet uygulamaları da gündeme gelebilir. Bu kararlar uzman hekimler tarafından verilir.<br />
Ailelerin Yapması Gerekenler<br />
Nöbet anında sakin kalmak, çocuğun başını korumak ve çevresindeki tehlikeli nesneleri uzaklaştırmak büyük önem taşır. Ailelerin düzenli doktor kontrollerini aksatmaması, ilaç tedavisine uyum sağlaması ve çocuğun sosyal hayatını desteklemesi gerekir.<br />
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
“Çocuklarda epilepsi, doğru tedavi ve düzenli takip ile başarılı bir şekilde yönetilebilir. Bu süreç uzmanlık gerektirir ve ailelerin hekimleriyle iş birliği içinde hareket etmeleri son derece önemlidir. Çocukların nörolojik sağlığı, onların geleceği için büyük önem taşımaktadır.”</p>
]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/cocuklarda-epilepsi-belirtileri-tedavisi-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler/849/</link>
<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 13:21:16 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İNSÜLİN DİRENCİ OBEZİTEYİ TETİKLİYOR</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/insulin-direnci-obeziteyi-tetikliyor.jpg" width="250"><br><p>İNSÜLİN DİRENCİ OBEZİTEYİ TETİKLİYOR<br />
İnsülin direnci, tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezitenin önemli nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. <br />
Gaziantep Özel Hatem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Kalli, insülin direnci hakkında önemli bilgiler verdi.<br />
Dr. Kalli, insülin direncini; kas, yağ ve karaciğer hücrelerinin pankreas tarafından üretilen insüline yeterince yanıt verememesi sonucu kan şekeri seviyesinin yükselmesiyle ortaya çıkan bir metabolik bozukluk olarak tanımladı.</p>

<p>Belirtiler Önemsenmeli<br />
İnsülin direncinin ilk sinyallerinin çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten Dr. Kalli, sık yaşanan tatlı krizleri, yemek sonrası uyku hali, kilo vermede zorlanma, yemekten sonra kan şekerinin ani düşmesine bağlı el titremesi ve terleme ile bel çevresinde giderek artan genişlemenin insülin direncinin belirtileri arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Metabolik Sağlık, Yaşam Kalitesinin Temelidir<br />
İnsülin direncini yalnızca geçici olarak baskılamanın yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Kalli, tedavinin temelinde vücudun doğal dengesini yeniden kurmanın yattığını söyledi.<br />
“İnsülin direnci tedavisinde öncelikli adım yaşam tarzı değişiklikleridir. Tıbbi beslenme tedavisi, düzenli egzersiz, fiziksel aktivitenin artırılması ve uyku düzeninin sağlanması büyük önem taşır. Beslenme planı; bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam tarzına göre kişiye özel olarak belirlenmelidir,” dedi.</p>

<p>Zamanında Müdahale Önemli<br />
İnsülin direncinin başka hastalıkların gelişimini de tetikleyebileceğine dikkat çeken Dr. Kalli, erken tanı ve zamanında müdahale ile bu durumun kontrol altına alınabileceğini belirtti. Bu sayede tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebileceğini vurguladı.</p>

<p>İnsülin Direnci Testi<br />
İnsülin direncinin tespitinde önemli bir gösterge olan HOMA-IR değerinin, vücudun insüline karşı duyarlılığını ölçen önemli bir parametre olduğunu ifade eden Dr. Kalli, normal koşullarda bu değerin 2.5’in altında olması gerektiğini, 2.5’in üzerindeki değerlerin metabolik sorunlara işaret edebileceğini söyledi.</p>

<p>Stres ve Uyku Düzeni de Etkili<br />
Dr. Kalli, insülin direncinin gelişmesinde; yüksek trigliserit düzeyleri, aşırı kilo, stres, fiziksel aktivite yetersizliği, polikistik over sendromu ve uyku bozukluklarının önemli rol oynadığını belirtti.</p>
]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/insulin-direnci-obeziteyi-tetikliyor/848/</link>
<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 13:12:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HPV Aşısı Nedir, Kaç Doz Yapılır? Tekrar Gerekir mi?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/hpv-asisi-nedir-kac-doz-yapilir-tekrar-gerekir-mi.jpg" width="250"><br><p>HPV Aşısı Nedir, Kaç Doz Yapılır? Tekrar Gerekir mi?<br />
HPV (İnsan Papilloma Virüsü), dünyada en yaygın görülen cinsel yolla bulaşan virüslerden biridir. Bazı HPV tipleri rahim ağzı kanseri başta olmak üzere, genital siğiller ve çeşitli kanserlere yol açabilmektedir. Uzmanlar, HPV’ye karşı en etkili korunma yolunun aşı olduğunu vurguluyor.<br />
Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Semra Sarı Yıldız, HPV aşısı hakkında merak edilenleri halk için anlaşılır şekilde anlattı.<br />
HPV Aşısı Kaç Doz Yapılır?<br />
HPV aşısının dozu, kişinin yaşına ve bağışıklık durumuna göre değişmektedir:<br />
9–14 yaş arası çocuk ve gençlerde<br />
2 doz yeterlidir<br />
İlk dozdan 6 ay sonra ikinci doz yapılır<br />
15 yaş ve üzeri bireylerde<br />
3 doz yapılır<br />
1. dozdan sonra<br />
2. doz: 2 ay sonra<br />
3. doz: 6 ay sonra<br />
Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde de 3 doz uygulanmaktadır.<br />
Aşıdan Sonra Tekrar Yapılması Gerekir mi?<br />
Op. Dr. Semra Sarı Yıldız, bu konuda net konuşuyor:<br />
“Mevcut bilimsel verilere göre HPV aşısı tamamlandıktan sonra tekrar doz (rapel) yapılmasına gerek yoktur. Aşı, uzun yıllar koruyuculuk sağlar.”<br />
Yani aşı bir kez, önerilen doz sayısı kadar yapılır. Her yıl ya da belirli aralıklarla tekrar edilmesi gerekmez.<br />
HPV Aşısı Kaç Defa Yapılabilir?<br />
HPV aşısı:<br />
Bir kür şeklinde uygulanır<br />
Yani 2 dozluk ya da 3 dozluk seri bir kez tamamlanır<br />
Aynı kişinin tekrar tekrar HPV aşısı yaptırmasına gerek yoktur<br />
HPV Aşısı Kimlere Yapılabilir?<br />
Kız ve erkek çocuklara<br />
Kadınlara ve erkeklere<br />
Cinsel ilişki öncesinde yapılması en yüksek korumayı sağlar<br />
Ancak cinsel olarak aktif bireyler de aşıdan fayda görebilir<br />
Aşı Yaptıranlar Kontrolleri Bırakmalı mı?<br />
HPV aşısı kanser taramalarının yerine geçmez<br />
Kadınların düzenli smear testi , hpv testi ve jinekolojik kontrollerine devam etmesi gerekmektedir.<br />
Güvenli mi?<br />
HPV aşıları, dünya genelinde milyonlarca kişiye uygulanmış, güvenilirliği kanıtlanmış aşılardır. En sık görülen yan etkiler:<br />
Aşı yerinde hafif ağrı<br />
Kızarıklık<br />
Kısa süreli halsizliktir<br />
Uzmandan Topluma Çağrı<br />
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden Op. Dr. Semra Sarı Yıldız, HPV aşısının kanserden korunmada çok önemli bir adım olduğunu belirterek şunları söylüyor:<br />
“HPV aşısı, özellikle rahim ağzı kanserini büyük oranda önleyebilen güçlü bir koruyucu sağlık uygulamasıdır. Doğru zamanda yapılan aşı, gelecekte ciddi hastalıkların önüne geçebilir.”</p>
]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/hpv-asisi-nedir-kac-doz-yapilir-tekrar-gerekir-mi/830/</link>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 19:13:53 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GAÜN Hastanesi’nde Bölge İçin Bir İlk: Ameliyatsız Mitral Kapak Tamiri</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/gaun-hastanesi-nde-bolge-icin-bir-ilk-ameliyatsiz-mitral-kapak-tamiri.jpg" width="250"><br><p>GAÜN Hastanesi’nde Bölge İçin Bir İlk: Ameliyatsız Mitral Kapak Tamiri<br />
Gaziantep Üniversitesi(GAÜN) Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda, Gaziantep ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ilk kez bir hastaya anjiyo yöntemiyle mitral kapak tamiri (MitraClip) işlemi başarıyla uygulandı.<br />
Kalp yetmezliği ve ağır mitral yetmezliği bulunan, cerrahi operasyon şansı olmayan hastaya uygulanan işlemin başarılı geçtiği, hastanın ise ertesi gün normal yaşamına döndüğü bildirildi.<br />
Operasyon, GAÜN Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda Prof. Dr. Ertan Vuruşkan’ın önderliğinde; Prof. Dr. İrfan Veysel Düzen ile GAÜN Kardiyoloji ekibi tarafından gerçekleştirildi. Operasyona ayrıca Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Teoman Kılıç da destek verdi.<br />
Anjiyografik yöntemle gerçekleştirilen MitraClip işlemi, özellikle ameliyat olma şansı bulunmayan kapak hastaları için önemli bir alternatif olarak öne çıkıyor. <br />
Gaziantep’te ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde ilk kez başarıyla uygulanan bu yöntemle birlikte bölgede tedavi seçeneklerinin genişlediği ve birçok hasta için umut verici bir adım atıldığı ifade edildi.</p>
]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/gaun-hastanesi-nde-bolge-icin-bir-ilk-ameliyatsiz-mitral-kapak-tamiri/826/</link>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 10:51:53 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇOCUK NÖROLOJİSİ UZMANI PROF. DR. SEDAT IŞIKAY MEDICAL POINT GAZİANTEP HASTANESİ’NDE HASTA KABULÜNE BAŞLADI</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/cocuk-norolojisi-uzmani-prof-dr-sedat-isikay-medical-point-gaziantep-hastanesi-nde-hasta-kabulune-basladi.jpeg" width="250"><br><p>ÇOCUK NÖROLOJİSİ UZMANI PROF. DR. SEDAT IŞIKAY<br />
MEDICAL POINT GAZİANTEP HASTANESİ’NDE<br />
HASTA KABULÜNE BAŞLADI</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi, akademisyenlerden oluşan uzman ekibini genişletmeye devam ederek, kadrosuna Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay’ı dahil etti.</p>

<p>Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay Medical Point Gaziantep hastanemizde hasta kabulüne başlamıştır. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, Medical Point Gaziantep Hastanesi, akademisyenlerden oluşan uzman ekibini genişletmeye devam ederek, kadrosuna Prof. Dr. Sedat Işıkay’ı dahil etmiştir.</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde hasta kabulüne başlayan Çocuk Nörolojisi Uzmanı,  Prof. Dr. Sedat Işıkay uzmanlık alanları arasında Epilepsi, Otizm, Serebral Palsi, Ateşli Havale, Ateşsiz Havale, Konuşma Geriliği, Nöropatiler, Çocukluk Çağı Nörolojik Hastalıklar bulunuyor.</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi, uzman ekibiyle birlikte sağlık alanındaki kaliteli hizmet anlayışını sürdürüyor.</p>
]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/cocuk-norolojisi-uzmani-prof-dr-sedat-isikay-medical-point-gaziantep-hastanesi-nde-hasta-kabulune-basladi/825/</link>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 10:46:13 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Presbiyopi ve astigmatizma</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/presbiyopi-ve-astigmatizma.jpeg" width="250"><br><p>Göz sağlığı alanında dünya lideri ve Novartis’in bir grup şirketi olan Alcon’un Dünya Görme Günü’ne özel bu yıl üçüncüsünü düzenlediği “Sizin Gözünüzden: Presbiyopi ve Astigmatizmada En Güncel Cerrahi Tedavi Yaklaşımı” başlıklı bilgilendirme toplantısı 11 Ekim Çarşamba günü, Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantıda katılımcılarla bu hastalıkların belirtileri, dünyada ve Türkiye’deki durumları ile ameliyat ve neler yapılması gerektiği hakkında bilgi paylaşıldı.</p>

<p>55 yaş üzeri herkesin karşılaşabileceği, yaşa bağlı yakını görememe sorunu olarak adlandırılan presbiyopi ve tedavi seçenekleri hakkındaki sunumuyla Dr. Yonca Akova; katılımcıları Presbiyopi’yle ilgili bilgilendirdi. Presbiyopi’nin ne olduğu, kimlerde görüldüğü ve tedavi imkanlarıyla ilgili konulara değinen Dr. Yonca Akova konuyla ilgili “Günümüzde presbiyopi için ile teknoloji tedavi seçenekleri ile kişiye özel tedaviler planlayabiliyoruz” dedi.</p>

<p><strong>Presbiyopi kimlerde görülür?</strong></p>

<p>Yaşla birlikte göz içerisindeki doğal lensin farklı mesafelere odaklanabilme yeteneğini kaybetmesiyle gerçekleşen Presbiyopi, 40 yaş civarında yavaş yavaş başlar ve 45-50 yaşlarda kişinin görmesini belirgin derecede etkiler. Bu yaş grubundan başlayarak daha ileri yaşlardaki herkesi etkileyebilir.</p>

<p><strong>Presbiyopi için tek çözüm ameliyat mı?</strong></p>

<p>Kontakt lens ve gözlük ile de kişinin farklı mesafeleri görmesi sağlanabilir fakat kalıcı çözüm olarak cerrahi ile farklı mesafelerin görülmesi sağlanan trifokal göz içi lensler ile düzeltilebilmektedir.</p>

<p><strong>Presbiyopi cerrahisi sonrasında dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?</strong></p>

<p>Presbiyopi cerrahisi sonrasında iyileşme süreci kısa olmakla birlikte yapılan cerrahinin başarılı olması için göz hekiminin reçete ettiği damlaları düzenli ve belirtilen süre boyunca kullanmak dışında özel bir şey yapılmasına gerek yoktur.</p>

<p>Göz bebeğinin arkasında bulunan ve görmeyi sağlayan doğal göz merceğinden kaynaklı hastalıkların en çok görülenleri olan katarakt ve astigmatizma hakkında bilgi veren Dr. Bekir Sıtkı Aslan; kataraktın dünyada körlük nedenleri arasında birinci sırada olduğunu ve astigmatizmanın da göz yüzeyinin düzensizleşmesine bağlı olarak geliştiğini belirtti. Dr. Bekir Sıtkı Aslan ayrıca “Astigmatizma ve Katarakt Cerrahisi” konulu sunumunda bu hastalıkların kimlerde görülebildiğinden, hastalıkların cerrahi imkanlarından ve sonraki süreçlerde hastaların dikkat etmeleri gereken hususlardan bahsetti.<br />
Halk arasında ‘göze perde inmesi’ olarak tanımlanan katarakt, dünyada körlük nedenleri arasında birinci sırada yer alıyor. Her yıl 25 milyon kişide oluşan katarakt, dünyadaki körlüklerin yaklaşık yüzde 50’sinin nedeni olarak kabul ediliyor. Katarakt teşhisi konulan hastaların yüzde 40’ında astigmatik kırma kusuruna rastlanıyor. Dr. Bekir Sıtkı Aslan konuyla ilgili “Kataraktın tedavisini yaparken diğer görme kusurlarını da tedavi edebiliyoruz. Özellikle astigmatı da tedavi etme imkanına sahip olmamız hastalarımıza daha iyi bir görüş kalitesi sunmamızı sağlıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>Astigmatizma ve Katarakt kimlerde görülür?</strong></p>

<p>Astigmatizma toplumda her yaşta bireyde görülebilmektedir. Katarakt ise ileri yaş, diyabet, sigara kullanımı, göz travması ve ultraviyole ışığa uzun süreli maruz kalmak gibi risk faktörleriyle gelişebilen bir hastalıktır.</p>

<p><strong>Kataraktta tek çözüm ameliyat mı?</strong></p>

<p>Kataraktın tek tedavisi; fonksiyonunu ve şeffaflığını yitirmiş doğal lensin cerrahi olarak temizlenmesi ve yerine yapay bir göz içi lens yerleştirilmesidir.</p>

<p><strong>Katarakt cerrahisi sonrasında dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?</strong></p>

<p>Katarakt cerrahisi sonrasında iyileşme süreci kısadır. Katarakt için yapılan cerrahinin başarılı olabilmesi için doktorun reçete ettiği damlaları düzenli ve belirtilen süre boyunca kullanmak dışında yapılması gereken özel bir şey yoktur.</p>

<p><strong>Astigmatizmada cerrahi uygulamaları yapılıyor mu?</strong></p>

<p>Katarakt ve presbiyopi ameliyatı ile birlikte göze astigmatı düzelten göz içi lens yerleştirilerek tek seferde astigmatın da düzeltilmesi sağlanabilmektedir.</p>]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/presbiyopi-ve-astigmatizma/702/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:29:26 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Aft nasıl geçer?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/aft-nasil-gecer.jpeg" width="250"><br><p>Ağız ülseri olarak bilinen aftı için bitkisel tedavi yöntemleri nelerdir? Detaylar haberimizde. </p>

<p><b>Aft nedir?</b></p>

<p>Ağızda ve dilde çeşitli mineral ve vitamin eksikliklerinden dolayı oluşan ortasında beyaz pamukçukla olan küçük çukurlardır. Ağız ülseri olarak bilinen aft genellikle ağrılı bir rahatsızlıktır.<br />
 <br />
Kadınlar erkeklere oranla bu hastalığa daha çok maruz kalıyor. Birçok insan hayatının bir bölümünde bu aftlara maruz kalıyor. </p>

<p>Yetersiz beslenme, sağlıksız ağız bakımı sonucundan oluşan ağız aftı nadirde olsa alınan bir darbe sonucunda da görülebiliyor. Genellikle yanak ısırmak dudak yemek gibi alışkanlıklar sonucunda da görülebilen aft baharat, çikolata gibi bazı gıdalardan dolayı da çıkabiliyor.  </p>

<p>Genellikle bulaşıcı bir hastalık olamayan aft birçok bitkisel yöntemle de giderilebiliyor. </p>

<p><strong>Afta iyi gelen bitkisel yöntemler nelerdir?</strong></p>

<p><strong>Bal ve zerdeçal karışımı</strong></p>

<p>1 çay kaşığı zerdeçal ile 4 çay kaşığı balı karıştırarak hazırlayabileceğiniz bu yöntem iltihaplanma ve ağrıyı hafifletir. Hamur haline getirdiğiniz bu karışımı yaralar üzerinde 20 dakika kadar bekletilir, ılık su ile yıkanan bölgeye iyi gelir. </p>

<p><strong>Karbonat ile gargara</strong></p>

<p>Bir buçuk çay kaşığı karbonat ile bir buçuk çay kaşığı su birbirine karıştırılır. Ağza alınıp çalkalanır ve tükürülür. Ağrıyı ve iltihabı hafifletmeye yardımcı olan bu karşımı haftada 5-6 defa uygulayarak ağzınızda aftın oluşmasına neden olan mikropları uzaklaştırır. </p>

<p>İlginç ve etkili alternatif tıp yöntemleri</p>

<p> </p>

<p><strong>Fesleğen yaprağı </strong></p>

<p>Fesleğen yaprağı çiğneyerek zahmetsiz ağız aftınızdan kurtulabilirisiniz. </p>

<p><strong>Karadut suyu ile gargara</strong></p>

<p>Etkili bir antiseptik olan karadut suyu içinde bulundurduğu antioksidan etkisiyle cildin yıpranmış dokularını onarır. </p>

<p><strong>Nane yağı</strong></p>

<p>Nane, içinde bulundurduğu doğal temizleyiciler ile aftınızı temizlemede etkili bir yöntemdir. Yumuşak hareketlerle uygulayacağınız nane yağı ağız aftınıza mükemmel bir çözümdür. </p>

<p><strong>Kişniş otu tohumu </strong></p>

<p>1 çay kaşığı kişniş otu tohumunu 2 bardak ılık suda bekletin. Her sabah ve her akşam gargara yaparak kullanın. İçinde bulunan antioksidan etkisiyle kişniş otu tohumu ağzınızda çıkan aft iltihaplanmasını yavaşlatır. </p>

<p>PembeNar Özel</p>

<p>Presbiyopi ve astigmatizma</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/aft-nasil-gecer/701/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:29:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mandalinanın faydaları nelerdir?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/mandalinanin-faydalari-nelerdir.jpeg" width="250"><br><p>Mandalinanın faydaları nelerdir? İşte haberimizin detayları…</p>

<p><strong>Mandalinanın faydaları nelerdir?</strong></p>

<p>Çin kökenli mandalina yapraklarını dökmeyen nadir bitkilerdendir. Karbonhidrat açısından zengin olan mandalina kış sezonunda toplanır ve çiğ olarak tüketilir. Lif protein, E ve C vitaminleri içeren mandalina parfüm ve cilt bakımı ürünü olarak da kullanılır.<br />
 <br />
Kolesterol yükselmesini engelleyen synephrine üretir ve kolesterol seviyesini yükselten serbest radikallerin oluşturduğu unsurları ortadan kaldırır. Kış aylarında soğuk algınlığına iyi geldiği bilinen mandalina içerdiği bolca C vitamini sayesinde bağışıklık sitemini güçlendirir. </p>

<p><strong>Bilinmeyen yönüyle mandalina </strong></p>

<p>Mandalinanın beklide hiç bilmediğimiz birçok yönü vardır. En önemlisi ise kabuklarının sabah uyandığımızda oluşan mide bulantılarına iyi geldiğidir. </p>

<p>Hem kendisinin hem de kabuklarının insan sağlığına birçok yararı olan mandalina akşam yemeklerinden sonra tüketildiğinde ise uykusuzluk problemlerinizi de giderir. </p>

<p><strong>Mandalina kaç kalori? </strong></p>

<p>A ve C deposu olan mandalina kış aylarında bizleri her türlü hastalıktan koruyan güçlü bir besin kaynağıdır. Boyutuna göre değişen mandalinanın ortalama kalorisi 50 kcal dır. </p>

<p><strong>Felci önleyen nadir besinlerden biridir</strong></p>

<p>Kalp ve damar tıkanıklığını önleyen mandalina kan basıncını dengeleyerek felç riskini de önleyici özelliğe sahiptir.</p>

<p>Mandalina kabuklarını kurutarak elde edebileceğiniz mandalina çayı bağırsak hareketlerinizi düzenleyerek sindirim sisteminize yardımcı olur. Yüksek lif yapısından dolayı kabızlığa iyi gelir. </p>

<p>Mandalinanın mucizevi faydaları</p>

<p> </p>

<p><strong>Harika bir oda parfümü</strong></p>

<p>Küçük bir mumluk içine koyacağınız mandalina kabuklarını yakarak evinize hoş kokular yayabilirsiniz. </p>

<p><strong>Karaciğer riskini azaltıyor</strong></p>

<p>Uludağ Üniversitesi’nin yaptığı çalışmalar gösteriyor ki mandalinaya turuncu rengini veren karoten nedeniyle karaciğer hastalıkları, damar sertliği ve şeker hastalıkları riskini azaltıyor içeriğindeki potasyum sayesinde de yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı oluyor. </p>

<p><strong>Saç ve cilt dostu</strong></p>

<p>İçerdiği yüksek oranda ki C vitamini sayesinde güneş ışınlarının neden olduğu zararları giderir ve kırılgan saç yapısını ortada kaldırır. Saçınıza ve cildinize direkt uygulayarak fayda sağlayabilirsiniz. </p>

<p><strong>PembeNar Özel</strong></p>

<p>Mandalina kanser riskini azaltıyor</p>

<p><br />
 </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/mandalinanin-faydalari-nelerdir/699/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:29:03 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Regl ağrısına iyi gelen 3 mucize besin</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/regl-agrisina-iyi-gelen-3-mucize-besin.jpeg" width="250"><br><p>Regl ağrısı anlatılması zor ve karışık bir ağrı. Duygu yoğunluğunu bir kenara bırakırsak hassasiyertin tavan yaptığı biyolojik bir dönemde inanılmaz bir sancıyla başetmek hem de bunu her ay yaşamak… Biz kadınları gerçekten tebrik etmelisiniz.</p>

<p>Regl ağrısına gelecek olursak. Muayyen gün başlamadan önce, başladıktan sonra ve bitmeye yakın olmak üzere üç farklı ve dayanılmaz ağrı çeşidi vardır. Hepsi birbirinden şiddetli ve değişik semptom gösteren.</p>

<p>Peki bununla nasıl başa çıkacağımızı biliyor muyuz? Evet biz biliyoruz, ancak bilmeyenler için regl ağrısıyla başa çıkmak için tüketebileceğiniz 3 mucize gıdadan bahsedelim.</p>

<p><strong>Keten tohumu</strong></p>

<p>Regl kramplarınıza en iyi gelen yiyeceklerden biri keten tohumudur. Kalp hastalıkları, kanser ve diyabet gibi hastalıklarda da riski azaltan keten tohumunu kahvaltılarda ve ara öğünlerde yoğurdunuzun içine katarak tüketebilirsiniz. Ayrıca menopoza yaklaşan bir kadının gün içinde 2 yemek kaşığı keten tohumu tüketmesi ateş basması durumunu yarı yarıya indirir.</p>

<p><strong>Tam tahıllılar</strong></p>

<p>Kan şekerini dengede tutmak adına tam tahıllıları tavsiye edebilirsiniz. Niye kan şekerimi dengede tutiyim deme! Tut ki ağrıların hafiflesin… Protein ve lif açısınden zengin bir değere sahip olan tam tahıllıları sofranızdan eksik etmeyin.</p>

<p><strong>Kalsiyum</strong></p>

<p>Brokoli, soya sütü, balık çeşitleri özellikle ton balığı kalsiyum açısından zengin oldukları için regl ağrısını azaltırlar.</p>

<p><strong>Kirmizikalp.com</strong></p>]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/regl-agrisina-iyi-gelen-3-mucize-besin/698/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:29:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mobbing nedir?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/mobbing-nedir.jpeg" width="250"><br><p>İş yerinde uygulanan mobbinge karşı alınabilecek önlemler nelerdir? Detaylar haberimizde. </p>

<p><strong>Mobbing nedir?</strong></p>

<p>Uluslararası literatüre iş yerinde psikolojik taciz olarak geçen mobbing yaş, ırk, cinsiyet gözetmeksizin kişiyi iş yaşamından uzaklaştırmak ve dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır.<br />
 <br />
İş yerlerinde vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz ederek yıldırma, dışlama ve gözden düşürme olarak bilinen mobbing kişinin ruhsal ve fiziksel psikolojisini olumsuz yönde etkiler. </p>


<p>Yapılan araştırmalara göre özellikle eğitim ve sağlık sektöründe sıklıkla yaşandığı gözlenen mobbing bir duygusal saldırıdır. </p>

<p><strong>İşyerinde mobbing nedir?</strong></p>

<p>Kişiden sürekli bilgi saklanarak kişiye güvenilmediği hissettirilir. Gruptan iyice izole olan kişinin mesleki yeterlilikleri sorgulanmaya başlanır ve kasten belirlenen süre içinde bitirilmeyecek görevler verilir.</p>

<p>Görmezden gelinerek görev ve yetkileri azaltılan kişi sürekli utandırılmaya başlanır. Sadece yöneticiler tarafından değil iş arkadaşları tarafından da uygulanan mobbing psikolojik bir şiddettir.<br />
 <br />
Paranoya ve kafa karışıklığına neden olan mobbing insanın mesleki benlik ve bütünlük duygularını zedeler. Sürekli huzursuzluk, korku, utanç ve öfke duygularını yoğun yaşatarak kişini kendin olan özgüvenini de düşürür. </p>

<p>Mobbing, intihar ve cinayet nedeni!</p></p>

<p><strong>Mobbing nasıl ispatlanır?</strong></p>

<p>Öncelikle iletişim kurarak sorunu çözmeye çalışmalıyız. Mobbing uygulayan kişiye bu durumu sonlandırması gerektiğini, bunun bir çeşit taciz olduğunu belirtmeli, hatta mümkünse bir tanık eşliğinde bu tür davranışları durdurması gerektiğini açıkça söylemeliyiz.<br />
 <br />
Çalıştınız kurumun yetkililerine durumu bildirmelisiniz. Yaşadığınız durumu bağlı olduğunuz sendikanın işyeri temsilcisine veya sendika yönetimine bildirmelisiniz. </p>

<p>Yaşadığınız durumda size yardımcı olabilmesi için psikolojik bir yardım alabilirsiniz. Bu iş yerindeki yöneticilerinize kanıt niteliğinde olur. </p>

<p><strong>Mobbinge kimler maruz kalır?</strong></p>

<p>Mobbinge uğrayan kişiler genellikle zeki, hassas ve çok iyi kariyer sahibi oldukları, üstün kavrayış, yeni fikirler üretebilen farklı bakış açısıyla dünyayı algılayabilen ve yorumlayabilen kişilerdir. </p>

<p>Kısacası eğitim, dış görünüş ve entelektüellik gibi konularda kendini çok iyi yetiştirmiş kişiler bencil ve rekabetçi kişiler tarafından daha kolay hedef alınırlar. </p>

<p>Mobbing sendromunda kişi genellikle toplumdan uzaklaşır, soyutlanır, kaçar. Bazıları ise durumu oluruna bırakır ve kafasına takmamaya çalışır. </p>

<p>Bazen ise kişi çatışır bu durum için bir çözüm yolu aramaya ve sorunu çözmeye başlar. </p>

<p><strong>Mobbing cezası </strong></p>

<p>Mobbinge maruz kalan kişiler hukuki yollara da başvurarak anayasamızın ilgili maddelerince korunma altına alınırlar. </p>

<p>PembeNar Özel</strong></p>

<p><strong>Mobbing nasıl ispatlanır?</strong></p>

<p></img>         </p>

<p> </p>

<ul>


<p>    </p>

<ul>


<p> </p>]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/mobbing-nedir/696/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:29:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Vajinal mantar için doğal tedavi yöntemleri</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/vajinal-mantar-icin-dogal-tedavi-yontemleri.jpeg" width="250"><br><p><strong>Vajinal mantar için doğal tedavi yöntemleri</strong></p>

<p>Hemen her kadının en az bir kez yaşadığı kâbus vajinal mantar için harika çözümler bulduk.  Vajinal mantarın en sık rastlanan cinsi Candida albicans adı verilen bir maya hücresidir. Bir diğeri de Torulopsis glabrata’dır.</p>

<p><strong>Vajinal mantar belirtileri</strong></p>

<p>Genellikle vücut direncinin düştüğü zamanlarda çoğalır ve çeşitli rahatsızlıklara neden olur.<br />
Mantar enfeksiyonunun en sık görülen belirtisi kaşıntı. Günlük hayatı etkileyecek kadar  çok kaşıntıya ve  ona bağlı olarak da şişliğe neden olur.  Vajinal akıntı kesik kesik (halk tabiriyle peynirimsi) bir hal alır ki bu durum bazen kokuya sebep olabilir.</p>

<p><strong>Vajinal mantar oluşumunu sağlayan durumlar</strong></p>

<p>Başta da söylediğimiz gibi vücut direncinin düşmesi en sık görülen durumdur. Ancak bununla birlikte</p>

<p>-Şeker hastalığı<br />
-Hamilelik<br />
-Hormon kullanımı<br />
-Doğum Kontrol hapı kullanımı<br />
-Spiral<br />
-Pamuksuz (naylon) iç  çamaşırları<br />
-Kilo alımı<br />
-Rahim ağzı yaraları<br />
-Şekerli gıda tüketimin artması<br />
-Sürekli ped kullanımı vajinal mantar için uygun ortam sağlar.</p>

<p><strong>Vajinal mantar tedavisi için bitkisel tedaviler</strong></p>

<p>Çoğumuz ilaç içmekten kaçınır hali almışken vajinal mantar tedavisi için bitkisel yollar önermenin tam zamanı. Lakin öncelikle kati bir şekilde uyarıyoruz ki uygulamadan önce siz yine de bir doktora başvurun. Bu bilgilerin çoğu denenmiş ve işe yaramış da olsa tıbbı bir konuda kesinlikle güvenilmez.</p>

<p><strong>Gerekli uyarımızı da yaptıktan sonra gelelim tedavi şekillerimize</strong></p>

<p>-Vajinaya günde bir kere doğal bal sürmek,<br />
-Bağışık sistemini kuvvetlendirmek için ekinezya, sarımda ve altın mühür bitkileri tüketmek,<br />
–Adaçayı ve kekik çayını banyo suyuna eklemek,<br />
–Kadife çiçeği çayı içmek (Günde üç kereden fazla olmamak şartıyla),<br />
–Çay ağacı yağı sürmek,<br />
-Bol bol yoğurt tüketmek (özellikle ev yoğurdu),<br />
-Vajinal bölgeye üzüm sirkesiyle banyo yaptırmak,<br />
– Demirhindi çayı içmek (Günde iki kere).</p>

<p>Hiçbir yöntemi doktorun verdiği ilaçlara ve tedavi yöntemlerine tercih etmeyin. Doktora danışmadan asla denemeyin.</p>

<p><strong>Kirmizikalp.com</strong></p>]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/vajinal-mantar-icin-dogal-tedavi-yontemleri/693/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:29:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Adet gecikmesinin nedenleri</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.guneydogubolgehaber.com/images/haberler/adet-gecikmesinin-nedenleri.jpeg" width="250"><br><p>Adet gecikmesinin nedenleri nelerdir? Neden adetiniz gecikir? İşte haberimizin detayları.. </p>

<p>Adet gecikmesinin birçok sebebi vardır. Evet, ilk akla gelen her zaman hamileliktir ama rahim veya yumurtalıklarınızda da bir sorun olabilir. Genellikle hormonal dengesizliklerin yanı sıra fiziksel ve ruhsal psikolojinizde adet döneminizi etkileyebilir. </p>


<p><strong>Adet döngüsü nasıl olmalıdır? </strong></p>

<p>Normal bir adet döngüsü sağlığınız açısından çok önemlidir. Adet döngünüzü sürekli takip etmeli ve yolunda gitmeyen durumlarda doktorunuza başvurmalısınız. Uzmanlar normal bir adet döngüsünün en az 21, en fazla 35 günde bir olması gerektiğini savunur.</p>

<p>İki adet döngünüzün ilk günlerini saymalı ve not etmelisiniz. Eğer adetiniz bu süreleri geçiyor ya da daha kısa sürede oluyorsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız. </p>

<p><strong>Adet gecikmesi yaşıyor ve çözüm arıyorsanız adet söktürücü çaylar nelerdir haberimize göz atabiliriniz. </strong></p>

<p>Adet söktürücü çaylar nelerdir?</p></p>

<p><strong>Adet gecikmesinin nedenleri</strong></p>

<p><strong>Erken menopoz</strong></p>

<p>Birçok kadın 45-55 yaşları arasında menopoz dönemine girer. Fakat bazı kadınlarda bu yaş 35 e kadar düşmekte ve çeşitli sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Yumurta arzının sönük olduğunun belirtisi olan bu durum adet gecikmesinin hatta adetin sonlanmasına sebebiyet verir. </p>

<p><strong>Tiroid sorunları </strong></p>

<p>Vücutta ki hormon seviyelerini etkileyen bir faktör olan tiroid bezleri vücudumuzun metabolizmasını düzenler. Aşırı aktif veya durgun bir tiroid bezi adet gecikmelerinin nedenlerinden biri olabilir. Doktorunuza danışarak çeşitli ölçüm ve testler yapılması ve uygun tedaviye başvurulması gerekmektedir. </p>

<p><strong>Polikistik over sendromu yaşıyor olabilirsiniz</strong></p>

<p>Polikistik over sendromu olarak adlandırılan hormonlarda ve yumurtalıklarda dengesizlik yaratan bu rahatsızlık üreme çağında ki kadınlarda sıkça rastlanır. Kadınların yaşam kalitesini düşüren bu rahatsızlık uzun süre yumurtlamayı engeller; adet düzensizliği, kısırlık, tüylenme, saç dökülmesi gibi çeşitli rahatsızlıklara neden olabilir.</p>

<p><strong>Doğum kontrol ilaçlarının yan etkileri </strong></p>

<p>Genellikle hamileliği engellemek için kullanılan doğum kontrol hapları yumurtlamayı engeller ve adet gecikmesine yol açar. Doğum kontrol haplarını yeni kullanmaya başlayan veya bırakan kişilerde de hormon düzensizliği ile birlikte adet gecikmesi meydana gelebilir.</p>

<p>Kullanmaya başladıktan veya kullanmayı bıraktıktan birkaç ay sonra adetleriniz düzene girmeye başlayacaktır. Fakat emin olmak için hamilelik testi yapabilir veya doktorunuza başvurabilirsiniz. </p>

<p><strong>Diyet veya yetersiz beslenme </strong></p>

<p>Ülkemizde diyet yapmak genellikle yetersiz beslenmeyle doğrudan ilişkilendirilmektedir. Fakat diyet yapmanın asıl amacı dengeli ve doğru beslenmedir. Zayıflama uğruna yapılan dengesiz diyetler ve yetersiz beslenmelerde adetinizin gecikmesine neden olur. </p>

<p>Aşırı kilo kaybı veya artan kilolarda adetinizin gecikmesine neden olan diğer etkenlerdendir. Değişen hormon seviyeleriyle birlikte en hassas bölgelerinizden biri olan yumurtalıklar ve rahmi etkileyerek adet döngünüzde değişikliğe sebep olur. </p>

<p><strong>Stres ve anksiyete (kaygı) </strong></p>

<p>Beynin hormonları düzenlediği kısmı stresten etkilenebilir ve sonucunda yumurtalıklarınıza yansıyan bu sorun adetinizi geciktirebilir. </p>

<p>Stres, gelecek kaygısı veya herhangi bir durum karşında üzüntü duyma bir terk edilme, çok yakınınızın hastalığı, vefatı gibi önemli konular da hormonlarınızı etkileyerek adet gecikmesine neden olabilir. </p>

<p><strong>Hamile olabilirsiniz</strong></p>

<p>Eğer istemediğiniz bir gebelikten şüpheleniyorsanız evde uygulayabileceğiniz basit bir hamilelik testi yapabilirsiniz. Fakat bu testler her zaman doğru sonucu vermeyebilir. Doktorunuza başvurmalı ve daha doğru sonuçlar alabileceğiniz bir hamilelik testi yaptırmalısınız. </p>

<p><strong>Adet ağrısına iyi gelen diğer besinlere ise regl ağrısına iyi gelen 3 mucize besin adlı haberimizden ulaşabilirsiniz. </strong></p>

<p>Regl ağrısına iyi gelen 3 mucize besin</p></p>

<p><br />
PembeNar Özel</strong></p>

<p> </p>]]></description>
<link>https://www.guneydogubolgehaber.com/adet-gecikmesinin-nedenleri/692/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:29:25 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>